| Bülent Erkmen |
|
|
|
| Yazar Color Fool | |
![]() ![]() Grafik tasarımlarınızda nasıl bir süreç izliyorsunuz, önce bir resim mi yoksa bir fikir mi geliyor aklınıza? Resim ve fikri iki ayrı tercih unsuru gibi görmek doğru değil. Gördüğünüz resmin içinde fikir olabileceği gibi bulduğunuz fikrin içinde de resim olabilir. Yeter ki tasarım bir fikre dayansın. Ayrıca; bir kâğıdı, bir kesiği, bir rengi, yazıyı, kırışıklığı, çizgiyi, deliği, yırtığı, cildi, iplik dikişi, boşluğu, zemini, dokuyu, yüzeyi, ağırlığı ve diğer her şeyi “resim” olarak görürüm. Tasarım felsefenizi öğrenebilir miyiz? Tasarımda felsefenin rolü nedir size göre? Yeni formlar yaratmak yerine yeni algılama biçimleri oluşturmak diye özetlenebilecek bir yaklaşımdan söz edilebilir. Edebiyatta, sinemada, fotoğrafta, mimaride felsefenin rolü ne ise tasarımda da odur ve felsefenin rolü yapılan “iş”i süsten ayıran şeyde saklıdır. Önceki çalışmalarınızla şimdiki tasarımlarınız arasında kendinizde bir değişiklik gözlemliyor musunuz? “İş”leri yapma öncesine ait, düşünce sürecine ait kendimde bir değişiklik görmüyorum. Bu tabii çok “fena” birşey de olabilir. Belki gerçekleştirme sürecindeki farklardan, “işçilik” anlayışındaki değişikliklerden söz edilebilir. Görsel dilinizi özetlemek gerekirse hangi sözcükleri seçersiniz? Göstermek. Ama göstermedenSiz bir tasarımcı olarak kültürü yeniden okur ve dönüştürürken, “iş”e göre, “iş”in dayattığı bir hedef kitle tarifine sadık kalıyor musunuz? Yoksa bu gerilimli hale direniyor musunuz? Bir tasarım ürününün ortaya çıkması için ortada bir “problem” olması gerekir. “İş”e göre yapmak, “iş”in dayattığı bir hedef kitle tarifine sadık kalmak bu problemin bir parçası. Tasarımı, önüme konulan bir probleme bulunan çözüm, bana sorulan bir soruya cevap olarak görüyorum. Tasarım çözümünü problemin kendisinden, içinden çıkarmayı; problemin doğrudan, bire bir karşılıklarını bulmak yerine, problemle oynamayı; problemin kendisini değiştirmeden yapısını değiştirmeyi ve kişisel müdahale ile “dönüşmüş” problemin tasarım çözümünü bulmayı tercih ediyorum. Bir kampanya için logo tasarlarken önemli olan nokta nedir, ya da böyle bir şey yok mu? Sadece yaratıcılıkmıdır önemli olan? Çok şeyden söz etmemek, lafı uzatmamak, söylenecek olanı tek bir şeye indirgemek, vurulacak can alıcı yeri bulmak, işaret gücünü artırmak, yalnızca okunan değil, bakılırken okunan bir şey yapmak ve aynı şeyi ayrı yer lerde, ayrı zamanlarda sürekli tekrar etmek doğru olur. Yoksa yaratıcılık denen şey sadece bir“vesile”. Kitap kapağı tasarımında dikkat ettiğiniz ilk unsur nedir? Kitap kapağı benim için, kitabın içindekinin bir “işareti”dir. Kitabın içindekini kapakta anlatmam, kitabı kapağında “hikâye” etmem. Kitabın içinden çıkan değil, kitabın dışından gelen ve kitabı “zenginleştiren” bir “şey”dir kitap kapağı benim için. Türkiye sınırlarını uzun zaman önce aşmış bir isimsiniz. Yurtdışı serüveniniz nasıl başladı? Size kattıkları nelerdir? Yurtdışındaki önemli grafik tasarım dergilerinde işlerim çok ve sık sayılabilecek miktarda yayınlandı. Herhalde bu bir “talep” oluşturdu. Bienaller, kişisel sergiler, toplu sergiler, özel yayınlar, çok sayıda özel proje, “konuşma/gösteri”, AGI üyeliği hepsi birbirini pekiştirdi. Bu durumun en önemli yararı, durup duruken, “lüzumsuz” yere iş üretme imkânı vermesi. Tasarımlarınızda insana ait öğelere (el, yüz gibi) oldukça sık yer veriyorsunuz. Bunun nedeni nedir? Daha çabuk, daha yakın bir iletişim kurmak gibi bir etkisi var mı bu öğelerin? İnsan yüzü bildiğiniz gibi çok imkânlı bir obje. Hem söylemek istedikleriniz, hem de izleyicinin çabuk dikkatini çekmesi açısından. Bir kişiden söz edilecekse, o kişinin “yüzü” çok güçlü bir aidiyet malzemesi. Ve o yüzün üstünde ayrıca hareket kabiliyeti yüksek başka malzemeler var: Kaş, göz, ağız, dil gibi. El de öyle. Her bir elde beş ayrı hareket imkânı var. İnsan bedeninin bütünü dışında yüz ve elden başka böylesine ifade etme/ifade verme zenginliği olan bir parça da yok. Reklamcılığın geniş iş yelpazenizdeki yeri nedir? Yaklaşık 15 yıldır “iş yelpazem”de yer almayan bir konu bu.Reklam sektöründeki gelişmenin grafik tasarım üzerindeki olumlu olumsuz etkileri nelerdir? Reklam popüler ve paralı bir sektör. İyi tasarımcıları kendine çekiyor. İyi olanı yaşatıyor, besliyor, geliştiriyor.Bu iyi yanı. Ama grafik tasarımın kendi başına kalması, ayakları üstünde durması gerekiyor. Bu henüz yeterince olamıyor. Reklam sektörü bunun böyle olmasına imkân vermiyor. Bu da kötü yanı. Grafik tasarımın çağdaş sanatla bağından söz edilebilir mi? Nasıl? Çağdaş sanatta bir “iş” yapmanız için dışardan gelen bir neden yoktur. Bu nedensizlik onu “sanat” yapar. Bir tasarım ürününün ortaya çıkması için ise ortada bir “problem” olması gerekir. Tasarım size sunulan probleme, size sorulan soruya bulunan çözüm, verilen cevaptır. Oysa sanatta cevap vermek için soru gerekmez. Hatta soru cevabın içindedir. Ancak uygulama dili bulmada, farklı algı düzeyleri oluşturmada, birbirlerini etkiler, birbir lerine yararı dokunur. Sanat ne işe yarar?Sanat bir işe yaramaz, sanat yararlanmak niyetiyle tüketilecek bir şey değildir. Bir yararının olmaması, gereksiz olması onu sanat yapar. Sanat yararsız ve gereksiz olanla ilişki kurma, kurabilme halidir Reklam ve sanatı buluşturmaya çalışan oluşumlara nasılbakıyorsunuz? Ticari çıkarlar ve sanatın dert edindiği kültürel sorunlar ne kadar örtüşüyor? Yoksa sanat çoktan bir kişisel reklam haline mi geldi? Reklam ve sanat birbirlerinden yararlanmış, birbirlerini etkilemiş. Hatta 1990’larda bu konuda açılan “High&Low” isimli sergi uzun yıllar konuyu Avrupa ve Amerika’da gündemde tutmuştu. “Sanatın çoktan bir kişisel reklam haline geldiği” görüşüne hiç katılmıyorum. Sanatı içerden okuyamamanın, değerlendirememenin, yerine oturtama manın sonucu olan, dışardan bir bakışın acele, kolay ve tepkisel görüşleri bunlar. Tasarımcı kimliğinizi nasıl besliyorsunuz? Özellikle toplumla bu kadar yakın temasta olan tasarımlara imza attığınız göz önünde bulundurulursa, doğru iletişimi kurmak için Bülent Erkmen kendine nasıl bir yol izler, kendini nasılyeniler? Olan bitenle olabildiğince ilgilenmekle. Farklı disiplinlerle ilişki kurmakla. Ama en çok da herhalde “çağdaş sanat”la... Geçmişten ve bugünden size esin kaynağı olan, beğendiğiniz grafik sanatçıları kimler? Düşünce yapısıyla, tasarıma bakışıyla, çok yönlülüğüyle, kendi dönemi içinde kendinden menkul işleriyle benietkileyen kişi El Lissitzky’dir. Grafik alanında yapmak isteyip yapamadığınız bir yenilik var mı? Veya bu kadar yoğun geçen bir hayat içinde yapmayı isteyip yapamadığınız bir iş var mı? Evet, tabii, hem de çok var. Bu durum üstümde “daha hiçbir şey” yapmadım hali yaratıyor. “Tatmin”sorunu ve hatta “yetersizlik” duygusu yaratıyor. Gelecekteki projeleriniz neler? Bilmiyorum. Benim problemim de bu!
Yorumlar (0)
![]() Yorum Yaz
Copyright 2007. All Rights Reserved. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







