Aşk, heyecan gibi yaşamımızı eğlenceli kılan duyguların mekanizmasını günümüzde kabul gördüğü üzere inceleyen yine Freud olmuş. Freud, heyecanın bilinç dışından kaynaklandığını savunuyor. Heyecan, Freud'a göre, bilinçten kaynaklanmayan bir boşalım sürecinin bilinçli algılanışı. Sevgili seçerken, küçük yaşlarda elde edilen deneyimlere bağımlı hareket ettiğimizi ileri sürüyor. Freud un psikanalizi, günümüzde aşkı şöyle tanımlıyor: Aşk objesine duyulan özlem, erken çocukluk dönemine ait sevilen objelere (genellikle anne ve babalar) yeniden kavuşma isteğinden doğuyor aşk. Yani aşk sevgilinizden ziyade sizinle ilgili bir duygu, sadece objesi yaptığı sevgiliye yönelmiş.
Aşk, heyecan, bilinçaltı gibi bilinmeyenlerle uğraşan bir bilim adamı elbette Türk’lük gibi zengin ve çok katmanlı bir kavramı da ihmal etmemiş. Arc de Cercle dergisinde yayımlanan "Freud, Ölüm ve Cinsel Zevkler" başlıklı makalesinde Freud uzmanı Peter Swales, Freud'un "Ölüm ve Cinsellik" tezini geliştirdiği dönemde "Türklerin tuhaf alışkanlıklarını" yerinde izlemek üzere Bosna Hersek'e bile gittiğini belgeliyor.(Senyener, Varlık 06) Swales makalesinde belgelerle, Freud'un 1898 yazında Bosna Hersek'i, Ragusa yakınlarındaki Trebinje'yi ziyaret ettiğini kanıtlıyor. "Türklerin cinsellikle ilgili bir yığın acayiplikleri" terimini kullanıyor Freud izlenimlerini aktarırken. Swales'e göre, Türklerin, cinsel zevke aşırı önem verdikleri gözlemi, o dönemde Avrupa'da yaygın olan ve Türkleri haremleri, birden fazla kadınla birlikte yaşayışları ile değerlendirerek gıptayla karşılayan "hurafe"den ibaret bakış açısının ürünü. Swales, makalesinin bir dipnotunda bu görüşünü şu sözlerle dile getiriyor.
"Türk erkeklerinin kadına ait güzelliğin ve her türlü erotik deneyimin sırrını iyi bildiği, o zamanlar Batı'da dillere destan hikayelerden biriydi. Batı'da, hayatın tadını çıkarmaktan mahrum kalan erkekler açısından Türkler, poligamide gocunacak hiçbir şey olmadığı görüşünü benimseyen İslamcı geleneğin mirasçıları olarak gıptayla karşılanmaktaydı. (Senyener Varlık, 06) Freud’un Türklere olan ilgisi Avrupa’dan bakınca sınırlı iletşim kanalları vasıtasıyla çizilen o zamanki yaşam tarzımız ın portresi değil. Londra’da ve Viyana’da ki çalışma ortamını renk renk kilimlerin süslediğini biliyoruz. Bir de Freud’un terapi dünyasına armağan ettiği Türk Divanı var. Üzerine boylu boyunca yayıldığımız terapi koltuklarının günümüzdeki varlığı Türk kültürü ve Freud’un batı dünyasına armağanı. Malum Freud un doğduğu yüzyılda ( 8 Mayıs 1856) Viyana kapılarında Türk ismi hala popülermiş. Freud bilinçaltı çalışmalarında- ki kendisi hipnoz üzerine uzmandır, doktoru rahatsızlık verici bir varlık olmaktan uzaklaştırıp, tarafsız bir konuma yerleştirmek için Osmanlı divanını görevlendirmiş. |