|
Müziği Görüntüye Dönüştürenler |
|
|
|
|
Yazar Color Fool
|
 VJ veya açık haliyle Videojockey kelimesi müzik kanallarında klip anons eden hanımlar - beyler için kullanılır. Ama son yıllarda Türkiye’de de ortaya çıkmaya başlayan bir başka VJ sıfatı daha var ki bu kişiler müziğe görsellik katarak, müziği ‘görmemizi’ sağlayarak aslında oldukça eğlenceli bir işle uğraşıyorlar. Özellikle İstanbul’da Babylon, Indigo gibi belli başlı konser ve performans mekanlarına gidenler, sanatçının arkasında duran dev perdelerdeki görüntüleri fark etmiştir. Biraz daha dikkatli takip edenler bu görsellerin aslında müzikle eş zamanlı gittiğini de fark edecektir. İşte VJ’ler bu görüntüleri hazırlıyor ve gece boyunca o mekanda sunuyorlar. Kısaca; bir DJ’in sesle yaptığını VJ’ler görüntü ile yapıyor. |
 Herşey görsel malzeme olabilir… VHS kasetlerde tozlanmaya yüz tutmuş eski bir doğumgünü kaydı, o doğumgününün davetiye listesi, fotoğraflar, el çizimleri, karalamalar, kartpostallar, dialar, röntgenler, gelişmiş ve kaliteli bir kaynak olarak DV çekimler, canlı kamera görüntüleri, bilgisayarda hazırlanmış 3D-2D animasyonlar ve gelinen son nokta olarak HDV görüntüler… Yani aklınıza gelebilecek her şey içerik olarak kullanılıyor. Burada tek sınır VJ’in hayal gücü. Bu malzemeleri her sabah VJ’nin kapısına paket içinde bırakan yok ne yazık ki. Saatler, belki de günler süren çalışmalar sonucunda ortaya çıkıyorlar. Hazır görüntüler de satın almak mümkün aslında ama temelde bunların hazırlanmasında en büyük yardımcı, bilgisayarlar. Fotoğrafların kolajlanması, videoların kurgusu, animasyonların hazırlanması, efektlerin eklenmesi… Neredeyse tüm hazırlıklar bilgisayarda yapılıyor. Bu işlere biraz yatkın olanların da tahmin edebileceği gibi 3 saniyelik bir görüntünün hazırlanması 3-4 saati bulabiliyor. Tek sınır hayal gücü dedik ama işin içine teknik konular girince maddi imkanlar da üretim ve sunumda bazı sınırları belirliyor. Kaliteli bir iş çıkartmak isteyen bir VJ’in mutlaka teknolojiyi takip etmesi, yatırım yapması gerekiyor. Etkinlik sırasında görsellerini yapacağı sanatçıları araştırmak, onların müziklerini önceden dinlemek bir VJ için ilk adımlardan biri. Sanatçıdan özel bir talep gelmediyse müziğin kendisine hissetirdiklerinden yola çıkarak, bir DJ’in çalmayı planladığı parçaları seçmesi gibi, kullanabileceği görüntüleri seçerek provalar yapması gerekiyor. Gerekirse eline kamerayı alıp yeni içerik toparlamak üzere yollara düşüyor, bilgisayarının başına geçip yeni animasyonlar hazırlamaya başlıyor. Bunlar kanun değil elbette. Bu işin tamamen spontane olması gerektiğine inanan ve hazırlık yapmadan o anda içinden geldiği gibi görsel setini sunan VJ’ler de var. |
 İlk notalarla beraber eğlence başlıyor… Etkinlik sırasında bu görüntüler bilgisayarlar, video mikserler, kameralar, DVD playerlar, midi klavyeler gibi çesitli donanımlar vasıtasıyla projeksiyon perdesi,lcd ekran,plasma tv gibi ortamlara gönderiliyor. Yüzlerce görsel malzemeyi hazırlamak tek başına pek bir şey ifade etmiyor. İşin daha özen isteyen kısmı bu malzemenin gece(ler,gündüzler) boyunca mekanda kullanılması. Burada VJ’in müzik kulağı, görüntü seçimi, miks yeteneği, devamlılığı ön plana çıkıyor. Aynı görüntüler farklı VJ’lerin ellerinde bambaşka şekillere bürünebiliyor. Kimi müzikteki bas sesleri kendisine referans alarak görüntülerini mikslerken bir diğeri synth seslere kulak kabartıyor, bir başkası müzik kadar kitlenin de tepkilerine göre hareket ediyor. Önemli olan müzik ve görseller arasındaki ilişkiyi ayakta tutmak ve insanlara bu bağlantıyı hissettirmek. Aslında her şey eğlenmeye gelen o kitle için olduğuna göre onları takip etmek iyi bir seçim. Zaman geçtikçe VJ’in seti sırasında duygularındaki değişmeler de ekranlarda fark edilmeye başlıyor. Bazen onlarca farklı duyguyu aynı müzik sırasında yansıtırken bazen de çok daha yalın ama etkileyici görseller ortaya çıkartıyorlar. Kimi zaman müzikteki bir öğeyi, bir enstrümanın tınlamasını ekranlara yansıtırken bazen de tam zıt bir görüntüyü kullanabiliyorlar. Elektronik müziğin türevleri bu tür duygusal farklılıklara daha yatkın olduğundan elektronik bir melodiyi görsellerle çok daha pozitif ya da çok daha hüzünlü bir hale sokmak mümkün olabiliyor. VJ’lik yurtdışında çoktan önemini ispatlamış durumda. İşletme sahipleri ve organizatörler mutlaka bu görselikten faydalanmak istiyorlar. Türkiye’de ise yeni yeni şekillenmeye başlıyor. Yavaş yavaş Türk sanatçılar da konserlerinde bu tür bir olayın showlarına sağlayacağı katkının farkına varıyor ve taleplerde bulunuyorlar. VJ‘den eskisi kadar sık istek parçada bulunan olmuyor(!?) (Birkaç sefer yanıma gelip şu parçayı da çalacak mısınız diye soranlar oldu da!) Aksine, bu işin farkında olan ve ilgi duyan insanlar VJ’in yanında bulunup çalışmasını takip ediyorlar. Bazı konularda olduğu gibi bu konuyu da biraz geriden takip ediyoruz ama gidişhat iyi gibi. Daha iyisi; dinleyicisi ile, organizatörüyle, müzisyeniyle, DJ’iyle, VJ’iyle eğlence sektörünün ellerinde galiba. İyi eğlenceler. Engin Eraydın |
Copyright 2007. All Rights Reserved. |